Sheila Bugler’dan Aile Sırlarının Peşinde Yeni Bir Psikolojik Gerilim: The Stepmother

Sheila Bugler’ın psikolojik gerilim romanı The Stepmother, sıradan bir okul çıkışının bir anda kâbusa dönüşmesiyle başlayan hikâyesinde aile, güven ve ebeveynlik kavramlarını karanlık bir gizemin merkezine yerleştiriyor.

Sarah için o günün diğer günlerden hiçbir farkı yoktur. Üvey çocukları Izzy ve Patrick’i okuldan almak üzere her zamanki saatte okul kapısına gider. Ancak ikizlerin dışarı çıkmaması, ilk anda küçük bir gecikme gibi görünse de çok geçmeden çok daha ciddi bir durumun habercisine dönüşür.

Öğretmen, çocukların babaları Mike tarafından günün erken saatlerinde okuldan alındığını söyler. Sarah’nın Mike’a ulaşmak için yaptığı bütün aramalar ise cevapsız kalır. Çocukların nerede olduğunu, neden haber verilmeden okuldan çıkarıldıklarını anlamaya çalışan Sarah’nın karşısına bu kez hukuki bir engel çıkar: Mike ile resmî olarak evli olmadıkları için Sarah’nın çocuklar üzerinde yasal ebeveynlik hakkı bulunmamaktadır.

Tam da polis tarafından yapabilecekleri fazla bir şey olmadığı söylenmişken Mike’tan gelen kısa bir mesaj olayın yönünü tamamen değiştirir: “Eve gitme. Orası güvenli değil.”

The Stepmother bu noktadan sonra kayıp çocuklar etrafında gelişen bir aile geriliminden çıkarak, geçmişte saklanmış sırların ve güven ilişkilerinin sorgulandığı daha geniş bir psikolojik bilmeceye dönüşüyor. Sarah bir yandan Izzy ve Patrick’i bulmaya çalışırken diğer yandan birlikte yaşadığı adamı gerçekte ne kadar tanıdığını sorgulamak zorunda kalıyor. Mike ne saklamaktadır? Çocukları neden götürmüştür? Daha önemlisi, Sarah’nın yıllardır “ailesi” olarak gördüğü hayatın ne kadarı gerçektir?

Romanın tanıtımında özellikle hızlı temposu ve birbirini izleyen ters köşeleri öne çıkarılıyor. İlk okur yorumlarında da kısa ve gerilimli bölümlerin anlatının temposunu sürekli yüksek tuttuğu, hikâyenin okurun ulaştığını düşündüğü her açıklamayı yeni bir gelişmeyle yeniden tartışmaya açtığı belirtiliyor.

Sheila Bugler, The Stepmother ile psikolojik gerilimin sık kullandığı “en yakındaki insana gerçekten güvenebilir misiniz?” sorusunu bu kez üvey annelik ve modern aile ilişkileri üzerinden ele alıyor. Kaybolan iki çocukla başlayan roman, çok geçmeden aile dediğimiz yapının hukuk, aidiyet ve güven arasındaki kırılgan sınırlarında dolaştığı bir gerilim hikâyesine dönüşüyor.

Bir Cevap Yazın

POPÜLER İÇERİKLER

SUÇÜSTÜ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin