Megan Is Missing: Bir “Son Kez Çevrimiçi Olma” Trajedisi

Yazan: Sıla Parla

Sıla Parla, yayınlandığı günden bu yana çok ciddi bir izleyici kitlesi edinmeye devam eden 2011 yapımı Megan Is Missing filmini SUÇÜSTÜ için yazdı.

Uyarı: Filmi izlememiş olanlar için yazı, sürprizbozanlar içerebilir.

‘’Görmediğimiz İnsanların Aklından Ne Geçiyor?’’

Bir çocuğun kaçırılması denildiğinde zihnimizde genellikle benzer görüntüler oluşur: Evinin önünde oynayan bir çocuk, okul çıkışında kaybolan bir öğrenci, parkta son kez görülen küçük bir kız ya da sinemadan çıktıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan bir genç. Bunlar, insan kaçırma suçunun yıllardır aşina olduğumuz fiziksel senaryolarıdır. Ancak suçun gerçekleştiği mekân kadar, failin mağdura ulaşma biçimi de değişiyor. İnsan kaçırma vakalarının geçmişte kaldığını söyleyemeyiz; özellikle son yirmi yılda internetin ve çevrimiçi iletişim platformlarının yaygınlaşması, çocukların hedef alınmasında kullanılan yöntemleri trajik biçimde çeşitlendirdi. Artık bir failin çocuğa yaklaşabilmesi için okulunun önünde beklemesi, yaşadığı mahalleye gelmesi veya evinin kapısını çalması gerekmiyor. Bazen ilk temas, bir arkadaşlık isteğiyle veya sıradan görünen bir mesajla kuruluyor. Daha da rahatsız edici olanı, bütün bunların çocuğun kendisini en güvende hissettiği yerde, kendi yatak odasında gerçekleşebilmesi.

Michael Goi’nin 2011 yapımı Megan Is Missing filmi, tam olarak bu değişen suç ortamını konu alıyor. Üstelik anlattığı hikâye yalnızca bir kaybolma vakasından ibaret değil. İnternet üzerinden kurulan sahte yakınlığın, fiziksel bir kaçırma olayına dönüşmesinin ne kadar yıkıcı olabileceğini gösteren bir anlatı sunuyor. Film, birbirinden oldukça farklı karakterlere sahip iki yakın arkadaşın, Megan Stewart ve Amy Herman’ın hayatına odaklanıyor.

Megan sosyal çevresi geniş, dışa dönük, ailevi sorunları bulunan ve yaşının getirdiği kırılganlıkları zaman zaman tehlikeli ilişkiler içerisinde yaşayan on dört yaşında bir genç kız. Amy ise daha içine kapanık, temkinli ve Megan’a duygusal olarak oldukça bağlı. Hikâye, Megan’ın internet üzerinden kendisini Josh olarak tanıtan biriyle iletişime geçmesiyle yön değiştirir. Josh’un kimliği belirsizdir; yüzünü göstermemek için bahaneler üretir fakat Megan’ın güvenini kazanacak kadar onunla iletişim kurabilmiştir. Kendisini Megan’ın ilgisini çekebilecek biri olarak tanıtması ve aralarında özel bir yakınlık oluştuğu izlenimini yaratması, başlangıçtaki yabancılık duygusunu giderek ortadan kaldırıp Megan için Josh, kimliği doğrulanmamış bir internet kullanıcısından çok, kendisine ilgi gösteren ve güvenebileceğini düşündüğü birine dönüşüyor. Sonunda Megan, tanıdığını düşündüğü bu kişiyle buluşmaya gidiyor ve ortadan kayboluyor.

Burada üzerinde durmak istediğim nokta, Megan’ın evden kendi isteğiyle çıkmış olması. Çünkü bir çocuğun belirli bir yere kendi ayaklarıyla gitmesi, oraya neden gittiğini ve karşısındaki kişinin gerçek niyetini bildiği anlamına gelmez. Çevrimiçi çocuk istismarında kullanılan grooming, yani çocuğun güvenini kazanarak onu istismara hazırlama süreci, çoğunlukla bu yanıltıcı yakınlık üzerinden işler. Fail kendisini arkadaş, romantik partner veya güvenilir bir sırdaş olarak sunabilir. Dolayısıyla fiziksel kaçırılma gerçekleşmeden çok önce, çocuğun kararlarını etkileyen bir manipülasyon süreci başlamış olur.

Görsel Kaynak: Mubi

Megan Is Missing, senaryosu boyunca bunu özellikle biçimiyle de destekliyor. Film, found footage (buluntu görüntü) anlatısını, bugün screenlife olarak adlandırdığımız ekran merkezli sinemanın erken örneklerini hatırlatan yöntemlerle birleştiriyor. Webcam görüşmeleri, kişisel video kayıtları, güvenlik kamerası görüntüleri, fotoğraflar ve televizyon haberleri aracılığıyla iki çocuğun kayboluşunu parçalar halinde takip ediyoruz. Bu kayıtlar, bir suç dosyasının sonradan bir araya getirilmiş dijital delilleri gibi sunuluyor.

Suç vakalarını, adli araştırma yöntemlerini ve medya temsillerini birlikte inceleyen biri olarak filmin özellikle bu yönünü önemli buluyorum. Çalışmalarımda çoğunlukla failin davranış örüntülerine, suç işleme biçimlerine ve bunların ardındaki motivasyonlara odaklanırken, bu filmde dikkatimi özellikle mağdurların davranışlarına, ilişkilerine ve karşı karşıya kaldıkları riskleri nasıl algıladıklarına yönelttim. Elbette mağdur davranışlarını incelemek, mağduru suçlamak anlamına gelmiyor. Aksine, failin hangi kırılganlıklardan yararlandığını ve manipülasyonun hangi koşullarda etkili olabildiğini anlamamıza yardımcı oluyor. Çünkü film izleyiciye başlangıçta failin yüzünü, kesin kimliğini veya suçun bütün ayrıntılarını göstermiyor; aksine, eksik görüntülerden ve yarım kalmış konuşmalardan bir olay örgüsü oluşturmasını bekliyor. Tıpkı gerçek bir kaybolma soruşturmasında olduğu gibi, elimizdeki her kayıt bir bilgi veriyor fakat hiçbir kayıt tek başına bütün gerçeği açıklamıyor.

Buna karşılık Megan ve Amy’yi çok daha yakından gözlemleyebiliyoruz. Megan’ın kabul görme isteğini, Amy’nin arkadaşına duyduğu bağlılığı, ikisinin çevrimiçi ilişkiler karşısındaki farklı tutumlarını ve tehlikeyi algılama biçimlerini değerlendirebiliyoruz. Failin kimliği ve geçmişi büyük ölçüde karanlıkta kalırken, mağdurların yaşamlarına ilişkin ayrıntıların bu kadar görünür olması, filmin mağdur odaklı analiz açısından dikkat çekici yönlerinden biri.

Megan’ın kaybolmasının ardından yakın arkadaşı Amy, onun başına ne geldiğini öğrenmeye çalışırken aynı failin hedefi haline geliyor. Filmin son bölümündeyse izleyicinin karşısına oldukça ağır bir cinsel şiddet ve alıkonulma anlatısı çıkıyor. Josh, Amy’yi alıkoyuyor ve sonunda kendisini serbest bırakacağına inandırarak büyük, mavi bir plastik varilin içine girmesini istiyor. Josh varilin kapağını açtığında, Amy içeride Megan’ın çürümeye başlamış cesedini görüyor. Kaçmaya çalışsa da başarısız oluyor ve hayatta olduğu halde, arkadaşının cansız bedeniyle birlikte aynı varile kapatılarak toprağa gömülüyor.

Görsel Kaynak: IMDb

Şimdi Amy’nin yaşadığı korkunun ötesini düşünmenizi istiyorum. Maruz kaldığı istismarın fiziksel ve psikolojik acısını, çürümeye başlamış bir cesetle aynı dar alanda bulunmanın yarattığı dehşeti, kokuyu, dokuyu ve bütün bunları hissederken henüz hayatta olduğunun bilincinde olmayı hayal etmeye çalışın. Üstelik yanındaki beden, yalnızca bir ceset değil; bulmaya çalıştığı en yakın arkadaşı Megan. Ölümün bu kadar yakınında, kendi ölümünü beklemenin nasıl bir his olduğunu düşünün.

Filmin en sarsıcı yanı yalnızca bu korkunç son değil; başlangıçta sıradan bir internet sohbeti olarak gördüğümüz ilişkinin nasıl böylesine geri dönüşsüz bir şiddete dönüştüğünü bilmemiz. Ancak burada filmin kendisine de eleştirel yaklaşmak gerekiyor. Goi, özellikle son yirmi iki dakikada mağdurun maruz kaldığı şiddeti uzun süre göstererek seyirciyi oldukça rahatsız edici bir anlatıyla karşı karşıya bırakıyor. Peki, bir suçun korkunçluğunu anlatmak için mağdurun çektiği acıyı bu kadar uzun süre izletmek gerçekten gerekli mi? Yoksa bu noktada toplumsal farkındalık yaratmak ile mağduriyetin seyirlik bir görüntüye dönüşmesi arasındaki sınır mı bulanıklaşıyor?

Diğer taraftan, yönetmenin bu tercihini yalnızca şiddet üzerinden değerlendirmek de yeterli olmayabilir. Acaba film, kendisine ulaşan farklı yaş gruplarındaki izleyicilere, çevrimiçi ortamda kurulan her ilişkinin güvenilir olmadığını ve bazı tehlikelerin sonuçlarının geri döndürülemeyeceğini göstermek için mi bu kadar ileri gidiyor? İzleyiciyi rahatsız eden görüntüler, aynı zamanda unutulması zor bir uyarıya dönüşüyor olabilir mi? Bu iki ihtimalin birbirini tamamen dışladığını düşünmüyorum. Bir filmin uyarıcı bir etki yaratması, şiddeti temsil etme biçiminin eleştirilemeyeceği anlamına gelmiyor.

Bence filmin tartışılması gereken yönlerinden biri bu. Çünkü çocuklara yönelik suçları ele alırken korkunun merkezine mağdurun acısını değil, failin davranışlarını ve bu davranışları mümkün kılan koşulları yerleştirmek gerekiyor. Üstelik dünyadaki her benzer vakanın Megan’ın hikâyesindeki gibi fiziksel bir kaçırılmayla sonuçlanması gerekmiyor. Tehdit, şantaj, mahrem görüntülerin elde edilmesi, duygusal bağımlılık yaratılması ve çocuğun çevresinden uzaklaştırılması da aynı suç ortamının farklı görünümleri arasında yer alıyor.

Bu noktada özellikle ebeveynlere değinmek istiyorum. Çocuklara yabancılarla konuşmamalarını öğretmek, çevrimiçi güvenlik konusunda onları uyarmak ve olası tehlikeleri anlatmak elbette önemli. Fakat bazen yalnızca çocuğu eğitmek yeterli olmayabilir. Ebeveynlerin de belirli ölçüde medya okuryazarlığına sahip olması, çocuklarının kullandığı platformları ve bu platformlarda karşılaşabilecekleri iletişim biçimlerini tanıması gerekli. Burada kastettiğim şey, çocuğun mahremiyetini ortadan kaldırmak, her mesajını gizlice okumak veya sürekli denetim altında tutmak değil. Aksine, yaşına uygun sınırlar içerisinde onun dijital yaşamına yabancı kalmamak.

Görsel Kaynak: Entertainment Weekly

Parkta oynayan çocuğunuzu gözünüzle takip edebilirsiniz. Okuldan ne zaman çıkacağını, hangi arkadaşlarıyla görüştüğünü veya eve hangi yoldan döndüğünü bilebilirsiniz. Fakat gece odasında telefonuyla konuştuğu kişinin gerçekte kim olduğunu, kendisini kaç yaşında tanıttığını ya da çocuğunuzdan neler istediğini aynı kolaylıkla bilemeyebilirsiniz. Daha önemlisi, çocuklar bazı konuşmaları korktukları, utandıkları veya suçlanacaklarını düşündükleri için ailelerinden saklayabilir. Bu nedenle güvenli bir iletişim ortamı kurmak, en az teknik güvenlik önlemleri kadar gerekli.

Bir çocuk tehlikeli bir çevrimiçi ilişkiye sürüklendiğinde, yardım istemekten korkmamalı. Megan Is Missing kusurları ve zaman zaman gereğinden fazla şiddete başvuran anlatımıyla tartışmalı bir film. Ancak üzerinden geçen yıllara rağmen gündeme getirdiği mesele ne yazık ki güncelliğini koruyor. Çünkü teknoloji geliştikçe yalnızca iletişim olanaklarımız değil, suç işlemek isteyen kişilerin mağdurlara ulaşabilecekleri yollar da çeşitleniyor. Yine de tehlikeyi yalnızca ekranın diğer tarafındaki kimliği belirsiz yabancılarla sınırlandırmamak gerekiyor. Çocuklara yönelik suçlarda fail, kimi zaman aile içerisinden, yakın çevreden veya çocuğun halihazırda tanıdığı ve güvendiği kişilerden biri de olabilir.

Dolayısıyla fiziksel ya da dijital fark etmeksizin, güvenli görünen bir ortamın her zaman tehlikeden uzak olduğunu varsayamayız. Elbette faillerin davranış örüntüleri, suç motivasyonları ve kriminolojik profilleri çok daha kapsamlı bir incelemeyi hak ediyor. Ancak suçun bütününü anlayabilmek için yalnızca failin davranışlarını değil, mağdurun içinde bulunduğu koşulları, davranışlarını ve maruz kaldığı manipülasyon süreçlerini de incelemek gerekiyor.

Bugün bir çocuğun kaybolması, her zaman evden çıktığı anda başlamayabilir. Bazen tehlikenin ilk işaretleri çok daha önce, kimsenin şüphelenmediği bir konuşmada ortaya çıkar. Ve belki de asıl sorgulamamız gereken şudur:

Çocuklarımızın yaşadığı evi korumayı öğrenirken, o evin içine açılan dijital kapıları gerçekten ne kadar tanıyoruz?


Yazarın Notu: Bu inceleme, filmi izlerken aldığım notlar, senaryo üzerine yaptığım değerlendirmeler ve found footage ile screenlife sinema anlatılarına ilişkin bilgi birikimim doğrultusunda hazırlanmıştır. Filmin başlangıcında yer alan “The following film is based on actual events” (“Bu film gerçek olaylara dayanmaktadır”) ifadesinin doğruluğuna ilişkin herhangi bir iddiada bulunmuyor ve bu ifadeyi bağımsız olarak doğrulanmış bir bilgi olarak sunmuyorum. Yazının amacı, filmde anlatılan olayları kurmaca bir vaka olarak kabul etmekle birlikte, gerçek bir adli vaka dosyasını inceler gibi ele almak; senaryosunu, sinematografik anlatım tekniklerini ve karakterlerini sosyolojik, kriminolojik ve günümüzün dijital suç yöntemleri bağlamında analiz etmektir.

Bir yanıt yazın

POPÜLER İÇERİKLER

SUÇÜSTÜ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin