Oscar’lı Suç Filminin Ardındaki Gizli İlham: Az Bilinen Bir İngiliz Dizisi

2000 yılında gösterime girdiğinde suç sinemasında ezberleri bozan Traffic, yıldız oyuncu kadrosu ve çarpıcı anlatımının yanı sıra, dayandığı beklenmedik kaynakla da dikkat çekiyor. Pek çok izleyicinin bilmediği gerçek ise şu: Film, 1989 yapımı ve hak ettiği ilgiyi görememiş bir İngiliz mini dizisinden uyarlanmıştı!

Uyuşturucu Savaşına Çok Katmanlı Bir Bakış

Yönetmen Steven SoderberghTraffic’te uyuşturucu ile mücadelenin farklı yüzlerini iç içe geçen üç hikâye üzerinden anlatmıştı. Filmde Michael Douglas, ABD’nin yeni “uyuşturucu çarı” rolünde Meksika kartelleriyle mücadele ederken; Benicio Del Toro yolsuzlukla çevrili bir Meksikalı polis memuruna can veriyordu. San Diego cephesinde ise Don Cheadle ve Luis Guzmán, Catherine Zeta-Jones’un canlandırdığı karakterin suç dünyasına uzanan aile bağlarını ortaya çıkarmıştı.

Bu hikâyeler birbirini besleyerek, büyük hedeflerle yürütülen ancak çoğu zaman amacına ulaşamayan uyuşturucuya karşı savaşın işlevsizliğini gözler önüne seriyor. Eleştirmenler filmi, Hollywood’un sıklıkla düştüğü siyah-beyaz ahlak anlayışının dışına çıkabildiği için övgü yağmuruna tutmuştu.

Görsel Kaynak: IMDB

Asıl Kaynak: İngiliz Dizisi Traffik

Ancak bu anlatının temeli, 1989’da Channel 4’te yayımlanan Traffik adlı mini diziye dayanıyor. Altı bölümlük yapım, Birleşik Krallık merkezli uyuşturucu ticaretini yine üç ayrı hikâye üzerinden ele alıyordu.

Dizinin merkezinde, Pakistan’dan gelen eroin sevkiyatını durdurmakla görevli İskoç bir bakan yer almıştı. İronik biçimde, kendisi bu mücadeleyi yürütürken kızının bağımlılıkla savaşıyor olması hikâyeye kişisel ve trajik bir boyut katarken; diğer iki anlatı ise Afganistan’daki haşhaş üreticilerinin devlet politikalarıyla ezilmesini ve Almanya merkezli bir kaçakçının polisle olan kedi-fare oyununu konu edinmişti.

Traffik, özellikle haşhaş üreticilerini “suçun kaynağı” olarak değil, sistemin mağdurları olarak ele almasıyla öne çıkmış; bu yaklaşımı sayesinde Uluslararası Emmy Ödülü’nü kazanmış ve dört BAFTA ile onurlandırılmıştı.

Görsel Kaynak: Filmkrant

Diziden Filme: Zor Bir Uyarlama Süreci

Soderbergh için bu yapıyı sinemaya uyarlamak kolay olmadı. Altı bölümlük bir dizinin anlatı derinliğini, çok daha sınırlı bir film süresine sığdırmak zorundaydı. İzleyicinin hikâyeleri takip edebilmesi için görsel bir çözüm geliştirdi: Her anlatı hattı farklı bir renk paletiyle sunuldu. Washington sahneleri soğuk mavi tonlarda, San Diego yeşil ağırlıklı renklerle, Meksika sahneleri ise sepya sarısıyla kodlandı. Bu tercih, yıllar içinde Meksika’yı betimleyen yapımların neredeyse klişesi hâline geldi.

Oscar Başarısı ve Sonrası

Traffic, esin kaynağı olan diziden bile daha büyük bir başarıya ulaştı. Film; Benicio Del Toro’ya En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını kazandırırken, senaryo ve kurgu dallarında da Akademi Ödülleri aldı. Soderbergh ise aynı yıl Erin Brockovich ile En İyi Yönetmen dalında kendi kendisiyle yarıştı.

Bu film, Soderbergh’in televizyonla kuracağı güçlü ilişkinin de habercisiydi. Yıllar sonra yönetmenin, dönemsel bir tıp draması olan The Knick dizisinin tüm bölümlerini bizzat yönetmesi, onun televizyona bakışının ne kadar değiştiğini gösterdi.

Bugün geriye dönüp bakıldığında Traffic, yalnızca Oscar’lı bir suç filmi olarak hatırlanmıyor; küresel uyuşturucu politikasını farklı coğrafyalardan, farklı ahlaki gri alanlardan okuyan çok katmanlı bir anlatının sinemadaki en güçlü örneklerinden biri olarak anılıyor. Ve bu anlatının kökleri, hâlâ yeterince keşfedilmemiş bir İngiliz dizisine uzanıyor.

Bir Cevap Yazın

POPÜLER İÇERİKLER

SUÇÜSTÜ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin