Başkarakteri Kapıcı Olan 5 Suç Filmi

Yazan: Hamza Sipahi

Bir apartmanın bütün sırlarını kim bilir?

Dairelere girip çıkanları gören, anahtarların kime ait olduğunu bilen, geceleri koridorlarda dolaşabilen ve bina sakinlerinin günlük alışkanlıklarını ezberleyen kişi çoğu zaman yönetici ya da ev sahibi değildir. Kapının yanında duran, bozulan musluğu tamir eden, çöpleri toplayan, postaları teslim eden ve varlığı giderek görünmezleşen apartman görevlisidir.

Sinema ise bu görünmezliği son derece kullanışlı bulur. Çünkü apartman görevlisi hem içeriden biridir hem de hiçbir daireye bütünüyle ait değildir. İnsanların mahrem alanlarına erişebilir fakat onların sınıfsal dünyasının dışında kalır. Her şeyi görebilecek bir konumdadır; buna karşılık kimse ona dikkatle bakmaz. Bu nedenle suç sinemasında kapıcı bazen soruşturmacıya, bazen şüpheliye, bazen kurbana, bazen de binanın içinde dolaşan en tehlikeli kişiye dönüşür.

Sizin için derlediğim bu beş filmde apartman görevlileri hikâyenin kenarında beklemiyor. Anahtarları ellerine alıyor ve bizi suçun işlendiği kapının ardına bizzat götürüyor!

Görsel Kaynak: IMDb

1. Sleep Tight – Mientras duermes

Yönetmen: Jaume Balagueró
Yapım yılı: 2011

Kapıcıların sinemadaki en rahatsız edici temsilini arıyorsanız listenin ilk sırasında kuşkusuz Sleep Tight bulunmalı.

Barselona’daki bir apartmanda görevli olan César, dışarıdan bakıldığında sakin, kibar ve yardımsever bir adamdır. Apartman sakinlerini isimleriyle tanır, sorunlarını dinler ve ihtiyaç duyduklarında anahtarlarıyla kapılarını açar. Fakat César’ın hizmetkâr görünümünün arkasında, başkalarının mutluluğuna karşı duyduğu korkunç bir nefret vardır. Özellikle de neşesini hiçbir şeyin bozamayacağına inandığı Clara’yı kendisine hedef seçer.

Filmin tedirgin edici tarafı, izleyiciyi mağdurun değil saldırganın bakış açısına yerleştirmesidir. César’ın Clara’nın evine nasıl girdiğini, eşyalarını nasıl kurcaladığını ve her gün biraz daha ileri giden planlarını nasıl uyguladığını onunla birlikte izleriz. Apartman görevlisi olarak sahip olduğu erişim yetkisi, burada yalnızca mesleki bir ayrıcalık değil, sistematik suçların işlenmesini sağlayan bir silah hâline gelir.

Jaume Balagueró filmi ani korkutma sahneleri üzerine değil, mahremiyetin bütünüyle ortadan kalkması üzerine kurar. Kapınızı kilitlemiş olmanızın hiçbir anlam taşımayabileceği düşüncesi, filmin en büyük dehşet kaynağıdır. Çünkü César kapıyı kırmak zorunda değildir. Anahtar zaten ondadır!

Sleep Tight, kapıcının binanın koruyucusu değil, sakinlerin farkında olmadığı bir işgalci olabileceği fikrini son derece karanlık biçimde işler. Luis Tosar’ın soğukkanlı performansı da César’ı sıradan bir sinema kötüsünden çok daha rahatsız edici hâle getirir. Film, bir apartmanda güvenliğin ne kadar kolay biçimde gözetlemeye ve tahakküme dönüşebileceğini gösteren güçlü bir psikolojik suç gerilimidir.

Görsel Kaynak: IMDb

2. Jericho Mansions

Yönetmen: Alberto Sciamma
Yapım yılı: 2003

James Caan’ın canlandırdığı Leonard Grey, Jericho Mansions adlı eski ve giderek çürüyen apartmanın sorumluluğunu 30 yıldır üstlenmektedir. Dış dünyayla ilişkisini neredeyse tamamen kesmiş, agorafobik bir adam olan Leonard için bina yalnızca çalıştığı yer değildir. Bütün hayatı, hafızası ve kimliği adeta bu koridorların içine sıkışmıştır.

Apartmanda bir cinayet işlendiğinde Leonard kendisini tuhaf bir soruşturmanın ortasında bulur. Bina sakinlerinin her biri bir şeyler saklıyor gibidir. Ancak Leonard araştırdıkça şüphe sadece komşuların üzerinde dolaşmakla kalmaz; yavaş yavaş (kaçınılmaz biçimde) kendisine de yönelir. Hatırlayamadığı zaman dilimleri, geçmişten bazı görüntüler ve apartmanın tarihine gömülmüş sırlar, onu kendi hafızasının güvenilirliğini sorgulamaya iter.

Jericho Mansionsı benzerlerinden ayıran en önemli özellik, apartmanı yalnızca olayların geçtiği mekân olarak kullanmaması. Bina sanki Leonard’ın zihninin fiziksel karşılığı olarak tasarlanmış! Dahası, Leonard klasik polisiyelerdeki dedektifler gibi dışarıdan gelerek olayları çözmüyor. Cinayet mahallinin bakımını yapan, şüphelilerin çöplerini toplayan ve geçmişte yaşananlara farkında olmadan tanıklık etmiş kişi. Bu nedenle soruşturma ilerledikçe “Katil kim?” sorusunun yanına çok daha tekinsiz bir soru eklenir: Leonard aslında neyi unuttu?

Yeterince tanınmayan bu psikolojik gizem filmi, James Caan’ın kırılgan ve huzursuz performansı sayesinde suç, hafıza ve mekân arasında güçlü bir bağ kurar. Kapıcılık mesleğini de toplumun gözünden kaçan insanlara, unutulan hayatlara ve binaların duvarlarında biriken geçmişe dair karanlık bir metafora dönüştürür.

Görsel Kaynak: IMDb

3. The Super

Yönetmen: Stephan Rick
Yapım yılı: 2017

Eski polis Phil Lodge, eşinin ölümünden sonra iki kızıyla birlikte Manhattan’daki büyük bir apartmana taşınır ve burada bina sorumlusu olarak çalışmaya başlar. Ancak yeni işi, musluk tamir etmekten ve kazan dairesini kontrol etmekten çok daha fazlasını gerektirecektir. Çünkü binadaki insanlar açıklanamayan biçimde ortadan kaybolmaya başlamıştır.

Phil’in şüpheleri kısa sürede apartmanın esrarengiz bakım görevlisi Walter üzerinde yoğunlaşır. Val Kilmer’ın canlandırdığı Walter, binanın karanlık bölümlerinde yaşayan, tuhaf ritüellerle ilgilenen ve sakinlerle mesafeli ilişkiler kuran rahatsız edici bir figürdür. Phil bir taraftan kaybolan insanların izini sürerken diğer taraftan kızlarını binanın içinde dolaşan tehditten korumaya çalışır.

The Super, polisiye soruşturmayı doğaüstü korkuyla birleştiren bir yapım. Filmin temel gerilimi, apartman görevlilerinin bina üzerindeki olağanüstü hâkimiyetinden doğuyor. Eh, bu da şaşırtıcı değil zira duvarların arkasındaki geçitleri, kullanılmayan odaları, bodrumları ve güvenlik sistemlerini en iyi onlar biliyor. Dolayısıyla bina sakinlerinin ev olarak gördüğü yer, görevliler açısından kapalı kapılarla dolu büyük bir mekanizma. Bu film de o mekanizmanın dişlilerinin nasıl döndüğünü bize gösteriyor.

Phil’in eski polis olması, hikâyeye ayrıca ilginç bir tersine dönüş kazandırıyor: Bir zamanlar suç mahalline dışarıdan giren adam, artık olayların yaşandığı binanın içinde çalışıyor. Fakat (tahmin edeceğiniz üzere) mesleki deneyimi bile apartmanın işleyişini ve kendi zihnindeki boşlukları anlamasına yetmeyecek.

Filmin bazı noktalarda klasik korku kalıplarına yaslansa da özellikle mekân kullanımıyla dikkat çektiğini söylemek yanlış olmaz. Film kalabalık bir Manhattan apartmanını, yardımın ulaşamadığı kapalı bir labirente dönüştürürken; kapıcının anahtarlarının açtığı kapıların ardında ise suçlar kadar, gerçeklikle ilgili çok daha büyük bir kuşku bizi bekliyor.

Görsel Kaynak: IMDb

4. Doorman

Yönetmen: Gary Youngman
Yapım yılı: 1985

Bugün neredeyse unutulmuş olan televizyon filmi Doorman, bu temaya en doğrudan yaklaşan yapımlardan biridir.

Bradley Whitford’un canlandırdığı Terry Reilly, lüks bir apartmanda gece vardiyasında çalışan kapı görevlisidir. Terry aynı zamanda polisiye roman yazmaya çalışan hevesli bir yazardır. Ancak kentte apartman kapıcılarının boyunları kırılarak öldürülmeye başlanmasıyla, kurguladığı cinayet hikâyelerinden çok daha gerçek bir soruşturmanın içine çekilir.

İlk cinayet pek önemsenmez. (Şaşırdık mı? – Hayır) İkincisi meydana geldiğinde olay bir tesadüf olarak görülemez. (Ah, gene şaşırmadık) Üçüncü kapıcının da öldürülmesinden sonra saldırıların belirli bir meslek grubuna yöneldiği anlaşılır. Dolayısıyla başkahramanımız Terry hem olası bir sonraki kurban hem de cinayetleri çözebilecek kişi hâline gelir.

Filmin en dikkat çekici tarafı, klasik amatör dedektif formülünü kapıcılık mesleğiyle birleştirmesi. Terry insanların geliş saatlerini, ziyaretçilerini ve alışkanlıklarını biliyor. Gecenin geç saatlerinde lobide oturduğu için şehrin gösterişli yüzüyle arka sokakları arasındaki geçişleri gözlemleyebiliyor. Buna karşın cinayetlerin hedefinde olması, sahip olduğu bütün bilgiyi tehlikeli hâle getiriyor.

Doorman, büyük bütçeli ya da görsel açıdan gösterişli bir yapım değil. Fakat lüks apartmanların parlak lobileri ile çalışanların görünmez hayatları arasındaki karşıtlığı ilginç biçimde kullanıyor. Bildiğiniz üzere kapıcılar herkesin yüzünü tanır; fakat onları tanıyan, hayatlarını merak eden ya da öldüklerinde yaslarını tutan neredeyse hiç kimse yoktur.

Bu yönüyle de film sıradan bir cinayet gizemi olmaktan çıkarak kent yaşamının sınıfsal körlüğü üzerine küçük fakat etkili bir suç anlatısına dönüşmeyi başarıyor.

Görsel Kaynak: IMDb

5. The Doorman

Yönetmen: Ryuhei Kitamura
Yapım yılı: 2020

Listenin en hareketli filmi olan The Doorman, apartman görevlisini psikolojik bir suçlu ya da amatör dedektif olarak değil, doğrudan aksiyon kahramanı olarak karşımıza çıkarıyor!

Ruby Rose’un canlandırdığı Ali Gorski, yaşadığı travmatik bir görevin ardından ordudan ayrılan eski bir deniz piyadesidir. New York’taki lüks bir binada kapı görevlisi olarak çalışmaya başladığında daha sakin bir hayat kurmayı umar. Ancak kısa bir süre sonra Jean Reno’nun canlandırdığı Victor Dubois liderliğindeki silahlı bir suç grubu binanın duvarlarına gizlenmiş değerli tabloları ele geçirmek için harekete geçecektir.

Binanın dış dünyayla bağlantısı kesildiğinde Ali, apartmanın mimarisini ve servis alanlarını kullanarak saldırganlarla mücadele etmeye başlar. Koridorlar, havalandırma bölümleri, çatı, boş daireler ve bakım alanları onun savunma hattına dönüşür. Başka bir deyişle kapıcılık işi, geçmişte edindiği askerî becerileri kullanabileceği bir taktik avantaja dönüşür.

Film, kolayca anlaşılabileceği üzere temel yapısını Die Hard benzeri kuşatma hikâyelerinden alıyor. Ancak suçun merkezine sanat eserlerini konu alan bir soygunu yerleştirmesi, yapımı klasik terörist saldırı anlatılarından bir ölçüde ayırıyor.

Kabul edelim ki The Doorman incelikli bir suç çözümlemesi sunmuyor. Buna karşılık kapı görevlisinin edilgen konumunu bütünüyle tersine çevirmeyi de başarıyor. Ali, insanları binaya kabul eden kişi olmaktan çıkarak kimsenin binadan canlı çıkıp çıkamayacağına karar veren son savunma hattına dönüşüyor.

Sanat hırsızlığı, kuşatma ve intikam unsurlarını bir araya getiren film, listedeki diğer yapımlara kıyasla daha doğrudan ve fiziksel bir seyirlik arayanlara hitap ediyor.

Bir dahaki sefere bir suç filminde veya gerçek hayatta apartmanın girişinde sessizce bekleyen görevliyi gördüğünüzde ona biraz daha dikkatli bakın. Çünkü o kişi yalnızca kapıları açan, çöpleri toplayan bir kişi olmayabilir. Belki de binadaki bütün sırların hangi dairede saklandığını herkesten önce biliyordur!

Bir Cevap Yazın

POPÜLER İÇERİKLER

SUÇÜSTÜ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin