Yazan: Hamza Sipahi
Bir kuşak onu Hawaii gömlekleri ve Ferrari’siyle Magnum P.I., başka bir kuşak ise Friends’te Monica’nın karizmatik sevgilisi Richard olarak tanıyor. Oysa Tom Selleck’ın kariyerinde polisiye meraklılarının gözden kaçırmaması gereken başka bir karakter daha var: Jesse Stone.
2005’te başlayan ve on yıl boyunca dokuz televizyon filmine yayılan Jesse Stone serisi, klasik cinayet gizemlerini melankolik bir küçük kasaba polisiyesiyle buluşturuyor. Robert B. Parker’ın romanlarından uyarlanan filmlerde Selleck; alkol sorunları, başarısız evliliği ve geçmişinin yüküyle boğuşurken suç çözmeye çalışan deneyimli bir polis şefine hayat veriyor.

Cennetin Altındaki Karanlık
Jesse Stone, Los Angeles Polis Departmanı’nda cinayet masası dedektifiyken alkol problemi nedeniyle işinden kovulan eski bir polistir. Evliliğinin sona ermesinin ardından ülkenin öbür ucuna giderek Massachusetts’teki kurgusal Paradise kasabasının polis şefi olur.
Kasabanın adı “Cennet” anlamına gelse de Stone kısa süre içinde buranın hiç de göründüğü kadar huzurlu olmadığını keşfeder. Cinayetler, yozlaşmış yerel yöneticiler, organize suç örgütleri, yıllardır çözülemeyen dosyalar ve seri katiller, sakin New England manzarasının hemen altında kendilerine yer bulmuştur.
Stone ise bütün bunlarla uğraşırken kendi karanlığıyla da mücadele eder.
Selleck, karakteri A.V. Club’a verdiği bir röportajda oldukça isabetli biçimde, “hayli zehirli bazı alışkanlıkları olan iyi bir adam” olarak tarif etmişti. Oyuncunun Jesse Stone’u canlandırmaya karar vermesi de yapım ortağı Michael Brandman’ın kendisine Robert B. Parker’ın romanlarından birini vermesiyle başladı. Selleck kitabı okuduktan sonra karakteri mutlaka oynaması gerektiğine karar verdi.

Her Şey Stone Cold ile Başladı
İlk film Jesse Stone: Stone Cold, 2005 yılında CBS’te yayımlandı. İlginç biçimde film, serinin edebî başlangıcını değil, Parker’ın dördüncü Jesse Stone romanını uyarlıyordu. Bu nedenle 2006’da gelen Jesse Stone: Night Passage, aslında kronolojik olarak ilk filmden önce yaşananları anlatıyordu.
Stone Cold’da Paradise’ta meydana gelen bir dizi cinayeti araştıran Stone, aynı zamanda bir tecavüz vakasıyla ilgileniyor; bütün bunların ortasında alkol bağımlılığı ve sorunlu özel hayatıyla mücadele ediyordu.
Filmin kadrosunda ilerleyen yıllarda Hollywood’un en önemli oyuncularından biri hâline gelecek Viola Davis de vardı. Davis, polis memuru Molly Crane rolünü ilk dört Jesse Stone filminde üstlendi.
Variety eleştirmeni Brian Lowry daha ilk filmde Selleck’ın performansına dikkat çekmiş ve yapımın rahatlıkla bir film serisine dönüşebileceğini yazmıştı. Tahmini doğru çıktı.
Dokuz Filme Yayılan Bir Polisiye Evren
Jesse Stone sonraki filmlerde küçük kasaba suçlarının çok ötesine geçti. Yozlaşmış belediye yöneticilerinden organize suça, Boston’daki bir seri katilden faili meçhul dosyalara kadar uzanan soruşturmaların içine girdi. Bir yandan iç soruşturmalarla karşı karşıya kaldı, diğer yandan rehine krizleriyle uğraştı.
Ancak seriyi sıradan televizyon polisiyelerinden ayıran unsur yalnızca ele aldığı vakalar değildi.
Jesse Stone filmleri suçun çözülmesini, dedektifin psikolojik çözülüşünden ayırmıyordu. Stone çoğu zaman başkalarının suçlarını araştırırken kendi hayatının enkazıyla yüzleşiyordu. Bu nedenle seri, klasik “yaralı dedektif” geleneğinin televizyon için üretilmiş dikkat çekici örneklerinden biri hâline geldi.
Doğrusu Selleck’ın ağırbaşlı ve ölçülü oyunculuğu da karaktere fazlasıyla uyuyordu. Romanların yaratıcısı Robert B. Parker da uyarlamadan memnundu. 2007’de verdiği bir röportajda Selleck’ın karakteri tam anlamıyla yakaladığını söylemişti.

Bir Yönetmen, Bir Dedektif, Uzun Soluklu Bir Ortaklık
Serinin görsel bütünlüğünün arkasındaki önemli isimlerden biri ise hiç şüphesiz ki yönetmen Robert Harmon’dı. Kült gerilim filmi The Hitcher ile tanınan Harmon, 2011 yapımı Jesse Stone: Innocents Lost dışında serinin bütün filmlerini yönetti. Üstelik Harmon ile Selleck arasındaki ortaklık daha sonra Blue Bloods dizisine de taşındı!
Selleck ise zamanla yalnızca başrol oyuncusu olmaktan çıktı ve Jesse Stone filmlerinin senaryo çalışmalarına da katılmaya başladı. Böylece karakter üzerinde giderek daha fazla yaratıcı kontrol sahibi oldu.
13 Milyon İzleyici Bile Seriyi Kurtaramadı
İşin ironik yanı, Jesse Stone başarısız olduğu için ortadan kaybolmadı!
2012 tarihli Jesse Stone: Benefit of the Doubt, yaklaşık 13 milyon izleyiciye ulaşmasına rağmen CBS seriyi devam ettirmedi. İddiaya göre kanalın asıl sorunu izleyici sayısından çok izleyicilerin yaş ortalamasıydı. CBS aynı dönemde televizyon için özel film üretme modelinden de uzaklaşıyordu.
Yapımcı Michael Brandman kararın kendileri için şaşırtıcı olduğunu söylemişti. Fakat Jesse Stone için son perde henüz gelmemişti.
Hallmark Channel devreye girerek dokuzuncu filmi finanse etti ve Jesse Stone: Lost in Paradise 2015 yılında yayımlandı. Bu, Tom Selleck’ın bugüne kadar karakteri canlandırdığı son yapım oldu.

Jesse Stone Geri Dönebilir mi?
İlginç olan bir diğer nokta da Selleck’ın dosyayı tamamen kapatmamış olması.
Oyuncu 2024 yılında TV Insider’a yaptığı açıklamada yeni bir Jesse Stone filmi için senaryo yazmasının gerekebileceğini söyledi. Üstelik olası filmin serinin kesin finali olmasını da istemediğini belirtti.
Dolayısıyla Jesse Stone’un polis rozetini son kez takıp takmadığını henüz bilmiyoruz.
Şimdilik elimizde dokuz film var: Gösterişli aksiyon yerine karaktere, atmosfere ve soruşturmaya yaslanan; küçük kasaba polisiyesini kara film geleneğinin yorgun dedektifiyle bir araya getiren dokuz suç hikâyesi!
Magnum’dan sonra Tom Selleck’ın en iyi dedektifini arıyorsanız, cevap belki de yıllardır gözünüzün önünde duran Jesse Stone’dur!






Bir Cevap Yazın