Bu yılın nisan ayında Çarkına Tüküreyim romanıyla yazarlığa adım atan İsmail Çevikbaş‘tan suç ve adalet temalarını konu edinen ikinci roman geldi. Çevikbaş’ın ilk romanı gibi KDY etiketiyle okurlarla buluşan ikinci romanı Hatırlayanlar Ölür; hafıza, suç, adalet ve intikam temalarına eğiliyor.

Hatırlayanlar Ölür Arka Kapak Metni
Bir kadın evinde ölü bulunur. Kapı kilitli değildir; hafifçe itildiğinde açılır. Masada mücadele izi yoktur. Pencere açıktır; içeri dolan rüzgâr perdeleri savurmakta, sessizliği kesmektedir. Katilin nasıl girip çıktığını gösteren ipucu bile yoktur. Ama kurbanın elinde, sessizliği bozan kırmızı bir defter vardır: Memoria.
Defterin ilk sayfasında Ayşe Okumuş’un adı yazılıdır. Sonraki sayfada ise başka kadın vardır.
Başkomiser Serkan Canbolat ve Cinayet Masası, bunun tek cinayet olmadığını anlamakta gecikmez. İsimler çoğaldıkça ölümler yaklaşır, geçmişin kapıları birer birer açılır. On altı yıl önce bir klinikte gerçekleştirilen karanlık deneyler, hafızalarından parçalar koparılmış kadınlar ve kayıtlardan silinmek istenen Leyla Karaca gün yüzüne çıkmaya başlar.
Fakat katil yalnızca öldürmüyordur. Üstelik seçtiği kadınların hiçbiri birbirini hatırlamıyordur. Aynı koridorlardan geçmiş, aynı korkuyu yaşamış, aynı isimden kaçmışlardır; fakat zihinlerinde yalnızca kırık görüntüler, anlamsız kelimeler ve sebebini bilmedikleri dehşet kalmıştır. Polis her parçayı yerine koydukça katilin onlardan önce düşündüğünü fark eder. Çünkü bu oyunda zaman, kurbanların değil, geçmişin tarafındadır ve saat işlemektedir.
Bir sonraki isim defterde çoktan yazılmıştır; sıra beklemektedir.
Polisi izliyor, yönlendiriyor, her adımlarını önceden hesaplıyor ve kurbanlarını yıllardır kaçtıkları anılarla yüzleşmeye zorluyordur. Kırmızı defterlerdeki her isim yeni bir geri sayımdır. Her ipucu başka bir tuzaktır. Her kurtarılan kadın, cevabı daha da karanlık bir soruyu beraberinde getirir.
Sonra o cümle duyulur:
“Unutanlar yaşar, hatırlayanlar ölür.”
Serkan için artık mesele yalnızca bir seri katili yakalamak değildir. Çünkü soruşturma derinleştikçe cinayetlerin ardında tek bir kişinin öfkesinden çok daha büyük bir sır olduğu anlaşılır. Yıllarca korunan insanlar, kaybolan belgeler, susturulan tanıklar ve unutulduğu sanılan bir ölüm aynı noktada birleşmektedir.
Katil geçmişi yeniden yazmak istemiyor. Herkesin onu hatırlamasını istiyor.
Peki hafızanız size ait değilse, gerçeği nasıl bulursunuz? Ve bazı gerçekleri hatırlamanın bedeli ölümse, unutmak gerçekten kurtuluş mudur?
Hatırlayanlar Ölür, hafıza, suç, adalet ve intikam arasındaki sınırları paramparça eden; son sayfaya kadar kimin av, kimin avcı olduğunu sorgulatacak karanlık ve soluksuz bir polisiye gerilim.





Bir Cevap Yazın