2026’nın ilk ayını geride bırakmaya hazırlanıyoruz!
Bu ay raflarda yerini almış, suç türündeki kitaplara göz atalım mı?
Garip Resim - John R. Carling

İtalyan ressam Angelo Vasari kimseye göstermediği ’‘Sezar’ın Düşüşü’’ adlı bir tablo üzerinde çalışır.
Bu yalnızca bir sanat eseri değildir; bakıldıkça huzursuzluk veren bir gerçeği de içinde taşır.
Sanat sohbetleriyle başlayan sakin bir misafirlik, kısa sürede tuhaf ayrıntılarla gölgelenir: geceleri yanan ışıklar, kilitli kapılar, yakılmış sayfalar… Önce bir kitap, sonra tablonun kendisi kaybolur. Ardından bir yokluk konuşulmaya başlanır.
Anlatıcı Frank, bu resmin bir tablodan fazlası olduğunu fark eder. Tablodaki yüz ile kayıp kardeşi George arasındaki benzerlik, sanatla suç arasındaki sınırı belirsizleştirir. Her şey, bu sessizliğin etrafında döner.
Garip Resim, İngiliz atmosferinin ağır sessizliği içinde, sanatın gerçeği saklayıpsaklayamayacağını sorgulayan edebi bir polisiyedir.
Ardea Yayınları / Çev. Roni Yoldaş
Savcı - Ertan Velimatti Alagöz

Ailesini korumak için ölümü bile yenmeye kararlı bir adam… Büyük yalanlar üzerine kurulmuş bir gerçeklik… Av olmaktan kaçan bir AVCI…
Genç gazeteci Ada Işık’ın babası yıllar önce Avcı lakaplı bir seri katil tarafından öldürülmüştür. Ada, babasının katilini bulmak için mesleğinin olanaklarını kullanırken sonunda eski Adalet Bakanı Haşim Danişmend ile yaptığı röportajda aradığı ipucunu bulur. Bu ipucunun peşinden soğuk ve karanlık kuzey ülkesi Finlandiya’ya yaptığı yolculuğun, sorularına yanıt verip vermeyeceğiyse belirsizdir.
Bu sırada Savcı Şan Çevik karmaşık ve karanlık aile geçmişinin üzerine kurulmuş büyük bir oyunun içerisinde sıkışıp kalmıştır. Genç savcının, ailesinin intikamını alabilmek için kanun dışı yollara başvurmaktan başka çaresi kalmamıştır. Adalet arayışında yürüdüğü tüm karanlık koridorlar ise onu örümcek ağının ortasındaki “Avcı” ve Haşim Danişmend’e çıkarmaktadır. Fakat ortada büyük bir soru vardır: Gerçekte kim av, kim avcı?
İthaki Yayınları
Ve Sonra Ölürsün: Bir Dedektif Zen Macerası #8 - Michael Dibdin

Aurelio Zen şezlongunda ölü gibi uyuyordu. Bir sonraki şemsiyenin altında, denize birkaç metre daha yakın olan Massimo Rutelli ise gerçekten ölmüştü.
Dedektif Zen geri dönmüştü, ama kimse bunu bilmemeliydi. Arabasına düzenlenen bombalı saldırıdan sonra aylarca hastanede tedavi gören Zen, Toskana sahilindeki bir tatil beldesinde sahte bir isimle saklanıyor ve yaklaşan bir mafya davasında tanıklık etmek için bekliyordu. Ancak çevresinde şaşırtıcı sayıda insan ölmeye başlayınca, mafyanın aylar önce Sicilya’nın ıssız bir yolunda yarım bıraktığı işi tamamlaması an meselesi gibi görünüyordu. Tatil beldesinin keyifli sükûneti, Zen’in kendini evinden uzak, yabancı bir dünyada bulmasıyla sona eriyor… Ve Zen nereye giderse gitsin, bela peşini bırakmıyor.
Michael Dibdin, serinin sekizinci kitabında Aurelio Zen’in ne kadar istese de beladan uzak kalamayacağını okura ispat ediyor.
Alfa / Çev. Seda Çıngay Mellor
Kayıp mı Cinayet mi? - Salih Aral

Her yer karanlık…
Bir kız çocuğu, İclal, bir anda ortadan kaybolur. Arkada ne bir iz ne de bir ses kalır. Sadece babaannesinin gözyaşları ve o evin duvarlarına sinmiş hasret kokusu.
Beş yıl boyunca tozlu raflarda unutulan bir kayıp dosyası, bir gün yeniden açılır. Zamanın unutturmaya çalıştığı o vaka, yavaş yavaş bir cinayet soruşturmasına dönüşür.
Her adımda yeni bir yalan, her sorguda bir yüz maskesini indirir. İnsanların sessizliğinde yankılanan her kelime, geçmişin karanlığına biraz daha ışık tutar. Fakat bazen ışık bile korkutucudur… Çünkü gerçeğe ne kadar yaklaşılırsa, karanlık da o kadar büyür.
Ve sonunda herkes aynı soruda kilitlenir:
Bu sadece bir kayıp mıydı, yoksa başından beri bir cinayet mi?
Parana Yayınları
Gecenin Bir Yarısı - Riley Sager

BAZI SIRLAR KARANLIKTA KALMAYI REDDEDER.
Hemlock Circle’da şimdiye kadar yaşanan en kötü olay, Ethan Marsh’ın arka bahçesinde gerçekleşmişti. Bir temmuz gecesi, on yaşındaki Ethan ve en yakın arkadaşı olan komşusu Billy, New Jersey’deki sakin ve şirin bir çıkmaz sokakta, bakımlı bir çimenliğe kurulmuş bir çadırda uyuyakaldılar. Sabah olduğunda Ethan tek başına uyandı. Billy ortada yoktu ve ondan bir daha haber alınamadı.
Otuz yıl sonra Ethan, o çocukluk evine geri dönmek zorunda kaldı. Kâbuslarla ve uykusuzlukla boğuşurken gecenin bir yarısı tuhaf şeyler fark etmeye başladı. Birileri garip saatlerde çıkmaz sokakta dolaşıyor gibiydi ve Billy’nin varlığına dair izler Ethan’ın arka bahçesinde ortaya çıkıp duruyordu. Biri acımasız bir oyun mu oynuyordu? Yoksa uzun zamandır öldüğü düşünülen Billy, bir şekilde Hemlock Circle’a geri mi dönmüştü?
Bu gizemli olaylar, Ethan’ı o gece gerçekten ne olduğunu araştırmaya itti. Bu arayış, onu eski arkadaşları ve komşularıyla yeniden bir araya getirirken, aynı zamanda Hemlock Circle’ı çevreleyen ormana sürükledi. Billy’nin içinde hayaletlerin dolaştığını iddia ettiği ve esrarengiz bir enstitünün bulunduğu o ormana…
Ethan gerçeğe yaklaştıkça hiçbir yerin güvenli olmadığını fark etti. Geçmiş, bugüne musallat olmanın yolunu bir şekilde buluyordu ve o gece yaşananları ortaya çıkarmak Ethan’ın yapabileceği tek şeydi.
Yabancı / Çev. Kemal Tokgöz
Kemal Tahir ve Polisiye: Suç, Delil, Hakikat - Elvan Aytekin

Kemal Tahir dendiğinde akla gelen ilk edebi tür polisiyedir demek kolay değildir. Ancak bu kitap, alışıldık Kemal Tahir okumalarını altüst ediyor ve onu yepyeni bir ışıkta değerlendiriyor. Polisiye türünü yalnızca bir kurgu alanı olarak değil, aynı zamanda bir düşünme biçimi olarak ele alan bu çalışma, Tahir’in yapıtlarında adalet, suç, devlet ve bilgiye dair iz sürüyor.
Hapishane yıllarının düşünsel birikimini, Osmanlı-Türk modernleşmesinin sancılarını ve toplumsal yapının derin çatlaklarını polisiye anlatının olanaklarıyla birleştiren Kemal Tahir’in metinleri, bu kitapta hem edebi hem siyasal hem tarihsel hem kuramsal yönleriyle çözümlemeye açılıyor.
Bir tür olarak polisiye ile tarihsel romanın, toplumsal analiz ile dedektif bakışının, faili meçhul ile ideolojik sorgulamanın iç içe geçtiği zengin bir okuma deneyimi…
Kemal Tahir’i yeniden okumaya ve suçun izinden gitmeye hazır mısınız?
Kadim Yayınları
Sevgiler, Annen - Iliana Xander

Annesinin cenaze töreninin yapıldığı gün, Mackenzie’ye gizemli bir zarf ulaşır. Zarfın üzerinde tek bir cümle yazılıdır:
1 numaralı hayranından. Öpücükler.
Zarfın içinden çıkan sayfalar Mackenzie’yi dehşete düşürür. Kâğıt tanıdıktır. El yazısı da…Hepsi annesine aittir.
Bir sır öğrenmek ister misin?
Sevgiler, Annen.
Mackenzie okudukları karşısında sarsılır. Ama bu sadece başlangıçtır. Ardından ikinci mektup gelir:
Bu sır artık senin oldu. Biri sana yalan söyleyebilir, biri geçmişim hakkında korkunç dedikodular yayabilir ama bu, gerçeğin ta kendisi.
Sonra üçüncü mektup gelir…
Her mektup, annesinin şöhrete giden yolda geride bıraktığı bir yalanı, bir suçu, bir sessizliği açığa çıkarır. Ve her yeni sır, bir sonrakini daha tehlikeli hâle getirir.
Peki mektupları gerçekten annesi mi yazıyordu?
Yoksa biri, onun hayatını paramparça etmek için annesinin sesini mi kullanıyordu?
Juno Kitap / Çev. Müjgan Banu Yeğin
Gülün Hayaleti - Ayşegül Devecioğlu

“Hava yavaş yavaş kararıyor, dev viyadük sadece sitenin değil bütün dünyanın üstüne düşen tehditkâr bir gölgeye dönüşüyordu. Durumu sessizce sineye çekip salonda göz gezdirdi. Akşam için büyük planları yoktu. Bir şeyler atıştırıp kitap okuyacak, televizyondan uzak duracak ve hayatından bir gün daha kayıp gidecekti, aslında çoktan gitmişti bile. İç sıkıntısıyla kalkıp, Natali’nin önünden ayrılmadığı pencereden dışarı baktı. Siyah ve koyu yeşil gölgeler, küçük taşların döşendiği yollardan geçerek, kapılarını sımsıkı kapatacakları evlerine giden insanların üstüne düşüyordu. Sona ermekte olan günden öte gelecek yokmuş gibi tedirginlik vardı adımlarında. Aslında kısmen doğruydu, çünkü ülkede kimse yarın ne olacağını bilmiyordu.”
Ayşegül Devecioğlu’nun ilk polisiyesi “Kuma Daireler Çizen”in kahramanı, eski düğümleri çözmeye çalışırken bir taraftan da yeni düğümler atmaya devam ediyor.
Metis
Onu Asla Bırakma - Willow Rose

Onu bulmak geçmişiyle yüzleşmek demekti.
Ama bu kez hata yapma şansı yoktu…
Beş yaşındaki Emma Wilson kayıptır. Dedektif Billie Ann Wilde, acil çağrıyı alır almaz Florida’nın bataklıklarla çevrili kıyısındaki o gösterişli eve gider. Ancak içeride bir çocuğun yaşadığına dair hiçbir iz yoktur. Ne oyuncak ne fotoğraf ne de giysi…
Emma’yı bulmak, zamanla yarışmak demektir. Öte yandan Emma’nın annesi Marissa Wilson, geçmişiyle ilgili bilgi vermek yerine susmayı tercih eder ve kısa süre sonra o da ortadan kaybolur.
Billie parçaları birleştirmeye başlar. Marissa, on dört yıl önce yürüttüğü ilk davasında bulmayı başaramadığı kayıp on yaşındaki kız çocuğudur. O zaman yaptığı bir hata yüzünden dava çözülememiş, ipuçları soğumuştur.
Şimdiyse aynı bölgede peşi sıra cinayetler işleniyordur. Billie, hem geçmişiyle hesaplaşmak hem de Marissa ile Emma’yı kurtarmak zorundadır. Ama bu çaba onu acımasız bir seri katilin hedefi hâline getirecektir.
Onu bulmak için geçmişe dönmeli. Ama geçmiş hâlâ ölümcül olabilir…
Müthiş kalemiyle Willow Rose’dan, soluksuz okunacak yepyeni bir polisiye serinin ilk kitabı. Gerilim hayranları bu kitabı elinden bırakamayacak!
Epsilon / Çev. Berke Kılıç
Safranbolu'da Bin İkinci Gece – Tuğba Turan

“Bebeğin ölü doğdu dediler. İnsan ölünce doğmaz ki.”
Çiçeği burnunda gelin Meryem, Mermerli Konak’tan yalın ayak fırladı.
“Ben kocamı öldürdüm!”
Safranbolu’nun taş döşeli sokaklarında bu gecenin yankısı yıllarca dinmeyecekti.
O gece başlayan söylentiler, yıllar boyunca şehirle birlikte yaşadı; ta ki yirmi beş yıl sonra, aynı topraklarda düzenlenen uluslararası bir festivalde yaşanan esrarengiz olaya kadar…
Mermerli Konak’ın gölgesinde yaşanan o ilk geceden bu yana, Safranbolu’nun havasına karışan bir sessizlik var:
Kimin hikâyesi tamamlanamadı? Kimin ölümü, başka bir masalın başlangıcıydı?
Tuğba Turan, Safranbolu’ya ait gelenekleri, kadınların kuşaklar boyu süren hikâyelerini ve polisiyenin gerilimini daha önce örneğine rastlanmayan bir kurguyla bu kitapta bir araya getiriyor.
Safranbolu’da Bin İkinci Gece, ilk sayfasından itibaren merak duygusunu diri tutan, okurunu hem geçmişe hem bugüne taşıyan, atmosferiyle büyüleyen bir roman.
Bu, soğukkanlılıkla işlenmiş bir cinayet mi, alın yazısına nakşedilmiş bir kader mi, yoksa Atwood’un “iki bacaklı rahimler” olarak nitelendirdiği kadınların kendi masallarının kahramanı olabilmek için ödedikleri bedel mi?
Bu hikâye, hiçbir zaman bittiği yerden başlamıyor…
Duino Kitap
Ben O Değilim – Megan Lally
ONA GÜVENMEKLE HATA ETMİŞTİ…

Genç bir kız, bir toprak yolun kenarında yara bere içinde ve titreyerek uyandığında ne oraya nasıl geldiğini ne de kim olduğunu hatırlıyordu. Polis de onun durumunu çözememişti ki karakola telaşlı bir adam geldi. Saatlerdir genç kızı arıyordu. Onda kızın okul kartı, doğum belgesi ve hatta fotoğrafları vardı.
Adam kızın babasıydı. Kızın adı Mary’ydi. Daha doğrusu adam öyle olduğunu söylüyordu.
Lola arabanın kapısını çarpıp karanlıkta gözden kaybolduğunda Drew sakinleşmek için biraz zamana ihtiyaçları olduğunu düşünüyordu. Ne var ki Lola bir daha geri dönmedi. Şimdi arkadaşları, şerif ve bütün kasaba Drew’un kız arkadaşını öldürdüğüne inanıyordu. Fakat Drew’un umursadığı masumiyetini kanıtlamak değil, Lola’yı bulmaktı. Günler geçtikçe peşine düşülecek ipuçları azalıyordu… ve hem Lola’nın hem de onun hayatı daha fazla tehlikeye giriyordu.
Beta Byou / Çev. Zehra Uzun






Bir Cevap Yazın