Yazan: Canan Pektaş
Suç türünün tecrübeli takipçileri çok iyi bilir ki, kasaba demek sır; sır demek de bastırılmış suç anlamına gelir. Küçük kasabalar suç hikâyelerinde bir mekân olmaktan çıkar, başlı başına bir karaktere dönüşür. Aslında bu şaşırtıcı da değildir. Büyük şehirlerde suç hızlı bir şekilde akıp giderek kalabalığın içinde kaybolurken, küçük bir kasabada her şey yavaştır, suskunluklar büyür, geçmiş ise asla geride bırakılmaz. Herkesin herkesi tanıması aslında bir avantaj değil, çoğunlukla bir lanettir. Sır saklamak zorlaşır fakat konuşmak daha da zorlaşır!
İşte huzurlarınızda, küçük kasabalarda geçen 10 suç hikâyesi!
1) Mare of Easttown

Mare of Easttown sadece suça odaklanmayan, katmanlı bir yapı sunan anlatısıyla, dikkat çekici bir hikâyeye sahip. Yas, yorgunluk ve tükenmişlik hissi seyirciyi bir an bile bırakmıyor. Gri gökyüzü, dar sokaklar ve bunaltıcı bir atmosfere rağmen akıp giden olaylar ise ilgiyi hep en üst düzeyde tutuyor. En sonunda asıl sorgulanması gerekenin “Fail kim?” sorusundan ziyade, “Bu noktaya nasıl geldik?” olduğu ortaya çıkıyor.
Çok yakında 2. sezonunun hazırlıklarına başlanacağı iddia edilen bu diziye dair SUÇÜSTÜ’nün 5. sayısında Evliya Çelebi imzalı bir kritiğe yer vermiştik!
Nereden İzleyebilirsiniz? -> TV+
2) Sharp Objects

Dışarıdan bakınca çok güzel görünse de biraz yaklaştığınızda anlarsınız ki Wind Gap, suçun üzerini örtmek için tasarlanmış bir kasaba gibidir! Anneler, kızlar, evler ve anılar hep aynı döngüde sıkışmıştır. Kasaba, karakterlerin ruh hâlini yansıtan bir öğütücü gibi çalışır; bu kasabada cinayet işlemek ise bastırılmış travmanın dışa vurumuna dönüşür. Diziyi izleyip bitirdikten sonra her şeye rağmen Wind Gap’e gitmek isterseniz size üzücü bir haberimiz var: Maalesef bu kasaba sadece Gillian Flynn’ın hayal gücünden ibaret. Fakat Missouri’nin güneydoğu ucunda yer alan “Bootheel” bölgesindeki kasabaların gerçek dinamiklerinden esinlenildiği de bilinen bir gerçek!
Nereden İzleyebilirsiniz? -> TV+
3) Twin Peaks

Böyle bir liste yapıp da Twin Peaks‘i almazsak olmazdı! Kendisinden sonraki pek çok diziye ilham kaynağı olan bu eşsiz yapımda hikâye bir lise öğrencisinin ölümüyle başlıyor ama kısa sürede küçük kasabanın karanlık mitolojisini açığa çıkarıyor. Herkesin iyi tanındığı bu yerde aslında kimse gerçekten tanınmıyor. Twin Peaks, küçük kasaba suçlarının gerçeklikle kabus arasında salınan hâli gibidir. Üstelik sıradanlığın içindeki tuhaflığı estetize eder. Eh, David Lynch’ten de başka türlü bir şey beklenmezdi, değil mi?
SUÇÜSTÜ’nün 8. sayısında Evliya Çelebi’nin bu diziye dair yazdığı detaylı kritiği okuyabilirsiniz!
Nereden İzleyebilirsiniz? -> MUBI
4) Broadchurch

Bir uçurumun kenarına kurulmuş olan kasaba, fiziksel olarak göründüğü kadar duygusal olarak da kırılgan bir yapıya sahip. Çünkü hepimiz çok iyi biliyoruz ki kasaba hikâyelerinde mekânın da karakteri vardır. Broadchurch‘te ise bir çocuğun ölümü herkesin hayatını geri dönülmez biçimde değiştirir. (Şaşırdık mı? Hayır…) Her bölümde bir başka sır ortaya çıkıverir. Burada suç, adli bir mesele olmaktan çıkarak, diğer pek çok kasaba hikâyesinde olduğu gibi toplumsal bir travmaya dönüşür. Öyle ki kasaba sakinleri, yası bile birlikte tutmak zorunda kalır!
Nereden İzleyebilirsiniz? -> Ülkemizde şimdilik mevcut değil.
5) Fargo

Karla kaplı sokaklar, sessiz evler ve absürd bir şiddet… Fargo, küçük kasaba suçları söz konusu olduğunda ortaya koyduğu ironik çıtayla bambaşka bir yerde! Burada şiddet ani ve anlamsızdır; insanlar ise tuhaf derecede sakindir. Bu tezat, atmosferin asıl gücünü oluşturur… Filmden diziye uzanan bir yola sahip olan Fargo‘nun başarısı da bu atmosferin gücünde saklı!
Peki Dilan Deniz Gezgin’in SUÇÜSTÜ için hazırladığı Fargo içeriğini izlediniz mi?
Nereden İzleyebilirsiniz? -> TV+ ve Prime Video
6) In the Heat of the Night

Listemizin altıncı sırasında, romandan önce filme ardından diziye uyarlanan bir yapım var. John Ball‘ın 1965 tarihli romanından 1967 yılında filme, 1988 – 1995 yılları arasında yayınlanan diziye uyarlanan yapımın dizi ayağında Carrol O’Connor polis şefi William “Bill” Gillespie’yi, Howard Rollins ise polis dedektifi Virgil Tibbs’i canlandırmıştır. Güney Amerika’da küçük bir kasabada polis şefiyken, bölgenin şerifi olan Bill Gillespie’nin başına gelenleri izleriz. Bill suç vakalarını çözmeye, suçluları yakalamaya çalıştıkça küçük kasaba politiklikleriyle de yüzleşmeye başlar. Bu dizinin öncülü olarak kabul edebileceğimiz aynı isimli 1967 yapımı filmin ise başrolündeki Rod Steiger’a En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar ödülü kazandırdığını ve en iyi uyarlama senaryo, en iyi kurgu ve en iyi ses dallarında da ödülü olduğunu belirtelim. Yani, küçük kasaba deyip geçmemek lazım!
Nereden İzleyebilirsiniz? -> Film Prime Video’da mevcut.
7) Mystic River

Daha önce de belirttiğimiz üzere; geçmiş, küçük bir kasabada asla geçmez. Çocuklukta yaşanan bir travma, yıllar sonra cinayet olarak geri döner. Mahalle ve kasaba kültürü ise suçun üzerini örtmekle yüzleşmek arasında gidip gelir. Tıpkı Sean Penn, Tim Robbins, Kevin Bacon gibi oyunculardan oluşan; Clint Eastwood’un yönettiği 2003 yapımı bu filmde olduğu gibi! Filmin Sean Penn’e En İyi Aktör, Tim Robbins’e ise En İyi Yardımcı Aktör dallarında Oscar kazandırdığını da hatırlatalım…
Nereden İzleyebilirsiniz? -> Apple TV
8) Top of the Lake

Yeni Zelanda’nın izole bir kasabasında, 12 yaşında hamile bir kız çocuğu kaybolur. Olayı araştırmak üzere bölgeye gelen dedektifi ise aydınlatması gereken bir suçun yanı sıra erkek egemen, kapalı ve şiddeti normalleştirmiş bir topluluk beklemektedir. Hikâye ilerledikçe anlarız ki Top of the Lake’te kasaba, doğayla çevrili bir hapishanedir. Dağlar, göller ve sis, görsel olarak büyüleyicidir ama aynı zamanda kaçışı imkânsız kılar. Herkesin “kendi düzeni” vardır ve bu düzenin bozulmaması için suç görmezden gelinir. Dizinin asıl meselesi katilin kim olduğu değil; suçun neden bu kadar rahat gizlenebildiğidir.
Nereden İzleyebilirsiniz? -> Ülkemizde şimdilik mevcut değil.
9) Winter’s Bone

Missouri’nin kırsal bir kasabasında yaşayan 17 yaşındaki Ree Dolly (Jennifer Lawrence), kayıp babasını bulmak zorundadır. Çünkü babası teminat olarak evi göstermiştir ve bulunamazsa ailesi evsiz kalacaktır. Ancak baba, bölgedeki uyuşturucu ağına bulaşmıştır ve herkes susmayı tercih eder. Bu filmde suç anlatısı polis sirenleri, hapishane sahneleri veya aksiyonlu sekanslarla değil; kaçamak bakışlar, yüze kapanan kapılar ve söylenmeyen cümlelerle şekillendirilir. Gitgide anlarız ki, kasaba halkı suça karşı değildir ama dışarıdan gelen gerçeğe karşı kapılarını sıkı sıkıya kapatmıştır.
Nereden İzleyebilirsiniz? -> Ülkemizde şimdilik mevcut değil.
10) True Detective

Louisiana’nın kırsal bölgelerinde, yıllara yayılan ritüelistik cinayetleri araştıran iki dedektifin buldukları yalnızca bir seri katilin iziyle sınırlı kalmayacaktır. Bölgenin karanlık tarihi, yozlaşmış kurumlar ve örtbas edilmiş suçlar da ortaya saçılıverir! True Detective’in ilk sezonu teknik olarak küçük kasabadan çok küçük yerleşimler zincirinde geçer ama ruhu tamamen taşradır. Suç ile coğrafya hep iç içedir. Bataklıklar, kiliseler, terk edilmiş okullar ve kasabalar arası sessizlik… En çarpıcı yönü şudur: Suç münferit değildir; sistem tarafından korunur. Kasabalar, suçun saklanması için idealdir çünkü herkes birbirine bağlıdır ve kimse düzenin bozulmasını istemez.
Nereden İzleyebilirsiniz? -> TV+

Küçük Kasabaların Suç Hikâyeleri Bize Ne Söyler?
Bu hikâyelerde suç için ani bir patlamadan ziyade, uzun süreli bir birikimin sonucu olduğunu söyleyebiliriz. Sessizlik, görmezden gelme ve bizden olanı koruma refleksi suçun en büyük müttefikleri olarak dikkatimizi hemen çekecektir. Küçük kasaba anlatıları, okuru ya da izleyiciyi rahatlatmaz; aksine sürekli bir huzursuzluk hissi yaratır. Çünkü suç uzak bir tehdit değil, aslında tam da yanı başınızdaki komşunuzdur. (Belki gerçekte de öyledir, kim bilir?)
Kahve dükkânındaki bakışlar, kapanan kepenkler, herkesin bildiği ama kimsenin söylemediği hikâyeler… Bu kasabalarda suç, bir olay olmaktan çıkmış ve kasabanın doğal iklimine dönüşmüştür. Ve o iklimde nefes almak her zaman biraz (!) zordur.






Bir Cevap Yazın