Steven Soderbergh‘ün kariyerinin ne derece verimli olduğunu göz önünde bulundursak bile 2025 yılının onun için sıra dışı bir yoğunlukta geçtiğini belirtmemiz gerekiyor. Usta yönetmen bu süreçte hem casusluk gerilimi Black Bag‘i yönetti hem de hayaletli ev temasına yenilik kattığı korku filmi Presence‘ı sinemaseverlerle buluşturdu. Üstelik yeni bir film daha çekmeye fırsat buldu. İşte o film: The Christophers.

Londra’nın karmaşık sanat dünyasında geçen bu suç komedisi, Sir Ian McKellen‘ın canlandırdığı Julian Sklar adında dağınık aile hayatına sahip, zamanında görkemli bir ressam olan ama onlarca yıldır fırçasına dokunmayan bir figürü merkeze alıyor. Sklar’ın bilmeden hedef tahtasına oturduğu kişi ise Michaela Coel‘in hayat verdiği Lori’nin ta kendisi: Sanat restoratörü kimliğinin arkasına gizlenmiş eski bir sahtekâr!
Hikâye Ne Vaat Ediyor?
Filmin özüne indiğimizde karşımıza son derece zekice kurgulanmış bir atmosfer çıkıyor. Julian’ın kendisinden uzaklaşmış iki çocuğu (James Corden ve Baby Reindeer‘dan Jessica Gunning), babanın mirasından pay kapmak için sabırsızlanmaktadır. Bu iki çaresiz varis, Lori’yi işe alarak onu Julian’ın asistanı kılığına sokar. Amaçları depoda yıllardır tozlanan sekiz yarım tuvale erişmek, eserleri tamamlamak ve bunları Julian’ın ölümünün ardından “keşfedilecekmiş gibi” bırakmaktır.

Soderbergh’ün uzun soluklu iş birlikçisi ve Men in Black‘in senaristlerinden Ed Solomon’ın kaleme aldığı film sanatın özüne, eser sahipliğinin sınırlarına ve paranın her şeyi nasıl çarpıttığına dair güncel sorularla da hesaplaşıyor. Sanatın geleceğinin ve anlamının tartışma masasına yatırıldığı günümüzde bu temaların seçilmesinin çok mantıklı olduğunu da ifade etmemiz gerekir.
Geçen yıl Toronto Uluslararası Film Festivali’nde büyük beğeni toplayan The Christophers, 10 Nisan’da Amerika’da gösterime giriyor.
The Christophers Filmi Trailer






Bir Cevap Yazın