Marvel’ın karanlık suç dünyası, yeni bir romanla okuyucuları soluksuz bırakmaya hazırlanıyor. Los Angeles Times Kitap Ödülü sahibi yazar Alex Segura, Marvel Crime serisine çarpıcı bir halka ekliyor: Enemy of My Enemy
Senaryo, New York’u sarsan bir haberle açılıyor: Suç dünyasının tartışmasız hükümdarı Kingpin ve bir polis memuru ölü bulundu. Gözaltına giren isim ise kimseyi şaşırtmıyor… Ya da şaşırtıyor mu? Frank Castle, yani Punisher, teslim oluyor.
Sokaklar konuşuyor, medya ise mahkûmiyeti çoktan ilan ediyor. Ama avukat Matt Murdock bu tabloda bir şeylerin yerine oturmadığını hissediyor. Çünkü Punisher katildir, evet ama polis öldürmez. Ve asla teslim olmaz.

Geceleri Daredevil maskesini takan Matt, hem Castle’ın en büyük düşmanlarından biri olmuştur hem de Kingpin’in. New York’un bu ikisinden de kurtulması kâr gibi görünebilir. Ama Matt Murdock’ın demirden adalet anlayışı, kimsenin işlemediği bir suçun bedelini ödemesine izin vermiyor.
Böylece tarihin en tuhaf savunuculuklarından biri başlıyor: Matt, duruşma salonunda müvekkiliyle hem iş birliği yapmak hem de onunla zihinsel bir satranç oynamak zorunda. İşler, kız arkadaşının tanık kürsüsüne çıkmasıyla iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
Öte yandan Kingpin’in ani yokluğu, Hell’s Kitchen’ın karanlık koridorlarında bir iktidar boşluğu yaratıyor. Hırs, ihanet ve kan kokusu sokakları sardıkça Daredevil, gecenin bir yarısı hem bir savaşı hem de kendi vicdanını durdurmaya çalışıyor.
Adalet yasanın temel taşı mıdır, sokaktaki vatandaşın iyiliği midir, yoksa kalbin sesi midir?
Lisa Jewell’ın Breaking the Dark romanıyla başlayan Marvel Crime serisi, süper kahramanları lekeli sokaklara, gerçekçi suç dünyasına ve ahlaki ikilemlerin ortasına taşıyor. Enemy of My Enemy, Marvel evrenine aşinalık gerektirmeksizin her okuyucuya kapılarını açıyor. Ancak uyaralım: Bir kez içeri girdiğinizde çıkmak kolay olmayacak.






Bir Cevap Yazın